Son Yazılar
14 Mart 2010 | Yorum yok
Kulağımız çınladığında “herhalde birisi beni anıyor” diye düşünürüz. Oysa kulak çınlaması aslında bir hastalık habercisi olabilir
Her 5 kişiden birinin yaşadığı kulak çınlaması ve uğultusu zamanında tedavi edilmediğinde yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Ankara Numune Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Operatör Dr. Celil Göçer, kulak zarındaki delinme, kulak kiri, orta kulakta oluşan [...]
Devamını oku »
14 Mart 2010 | Yorum yok
Vitaminler, vücudun metabolik gereksinimleri için vazgeçilmez olan ve vücutta yeterince ya da hiç elde edilemediği için dışarıdan alınması gereken küçük organik moleküllerdir. Klasik olarak vitaminler, yağda ve suda eriyenler biçiminde iki gruba ayrılır. Yağda eriyen vitaminler yağlarda, pişmemiş sebzelerde, tahıllarda, tereyağında, balık karaciğeri ve balık yağında, kaymak ve süt gibi yağlı besinlerde bulunur.
Genelde safra gibi [...]
Devamını oku »
14 Mart 2010 | Yorum yok
Ünlü İsviçreli bitki bilimci Alfred Vogel’a göre mide yanmasının ilaçlarından biri sıcak suyun içine çiğ patates doğrayıp içmek. Domates suyu ise vücudu yeniliyor.
Vücutta insan yaratılısının aynası olarak değerlendirilebilecek bir organ varsa, o da kuskusuz midedir. Çünkü sinir sisteminizin nasıl çalıştığını bu hassas organdan anlamak mümkün. Duygusal ve ruhsal durumunuz mide suyunun salgılanışını etkilediği için fark [...]
Devamını oku »
14 Mart 2010 | Yorum yok
Elma kabuğunda bulunan triterpenoids’in kanser hücrelerinin çoğalmasını engellediği ortaya çıktı.
Mucize maddenin ismi “Triterpenoids”
Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Deneysel Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hakkı Gökbel, ABD’de elma kabuğundaki “triterpenoids” adlı maddenin, laboratuvar ortamında kanser hücrelerinin çoğalmasını engellediği veya öldürdüğünün tespit edildiğini söyledi.
Düzenli olarak tüketilmeli
Gökbel, yaptığı açıklamada, elmanın sağlıklı yaşam için vazgeçilmez meyvelerden olduğunu, ülkemizin hemen [...]
Devamını oku »
14 Mart 2010 | Yorum yok
Arpacık, kirpik kökündeki enfeksiyon nedeniyle alt ya da üst göz kapağında oluşan, içi irin dolu, sızılı şişliktir. Bazı arpacıklar kendi kendine kuruyup yok olur; çoğu ise bir haftada patlar ve sızısı azalır.
Belirtiler:
• Göz kapağında kırmızı, ağrı uyandıran şişlik
• Şişliğin ortasında içinin irin dolu olduğunu gösteren kabartı gelişmesi
Ne yapmalı?
• Bir parça pamuğu sıcak suyla ıslatıp sıkın, [...]
Devamını oku »
14 Mart 2010 | Yorum yok
Zeka geriliği olan bireylerin eğitimleri uzun zaman ve çok çaba gerektirir. Yapılan eğitim ve tedavi girişimleri sonucunda birey belirli bir düzeye ulaşmasına karşın, çok az kısmı kendi kendine yeterli olabilmektedir. Bu nedenle zeka geriliğine yol açan etmenlerin bilinerek, bu bireylerin anne rahminde iken saptanması önleyici önlemler yönünden çok önemlidir. Özellikle genom haritasının çıkarıldığı çağımızda gen [...]
Devamını oku »
14 Mart 2010 | Yorum yok
Otomobil kazası veya kraniyal cerrahi gibi travma sonucu meydana gelebilen beyindeki yaralanmadır.
TBY’in klinik görünümleri çok geniş olabilir:
* değişmiş mental statü
* iletişim problemleri
* duygusal ve psikiyatrik hastalıklar
* ilişkili paraliz veya parestezi
Bu hastalar antikoagülan, psikotropik ilaçlar ve anti-hipertansifleri içeren geniş ilaç rejimleri kullanabiliyor olabilirler.
Devamını oku »
14 Mart 2010 | Yorum yok
Bunama nörolojik veya psikiyatrik bir hastalık olarak sınıflandırılabilir. Alzheimer hastalığı da demansın bir çeşididir. Sosyal ve mesleki aktivitelere zarar verecek kadar ağır bir entellektüel fonksiyon kaybı ile tanımlanır. Bunama hafıza, muhakeme, soyut düşünce ve diğer yüksek kortikal fonksiyonların kaybı ile karakterizedir. Karakteristik azalmış yakın bellek, artmış ajitasyon, yönelim bozukluğu ve beklenmedik durumlarda uygunsuz davranışlara neden [...]
Devamını oku »
14 Mart 2010 | Yorum yok
Şizofreni, değişen derecelerde kişilik dezorganizasyonu ile karakterize psikotik bir bozukluktur. Düşünce içeriğinde bizar (saçma sapan) sanrılar ve algıda varsanılar (halusinasyonlar) Gözlenebilmektedir. Bu da kişilerin diğer insanlar ile ilişki kurması ve çalışma kabiliyetini azaltır. Bu yüzden çalışmak, sosyal ilişkiler ve kişisel bakım gibi rutin günlük fonksiyonlar bozulmuştur.
Bu bireylerin sıklıkla ağır dental problemleri vardır. Ruh halini değiştiren [...]
Devamını oku »
14 Mart 2010 | Yorum yok
Bipolar bozukluk, manik-depresif bozukluk olarak bilinir. Hasta uzamış aşırı mutluluk ve depresyon periyotlarını birbiri ardı sıra yaşar. Manik periyotları, hasta tarafından normal olarak kabul edilen birden çok alanlarda (seksuel, mesleki, politik, dini, vb.) yoğun bir katılımı içeren hiperaktivite ile karakterizedir. Konuşma genellikle yüksek sesli ve hızlıdır (basınçlı konuşma), konudan konuya atlarlar ve araya girmek oldukça [...]
Devamını oku »
« Önceki yazılar